Yaşlı anneniz artık kendi işlerini yürütemiyor; banka işlemleri, tapu, emekli maaşı derken her adımda tıkanıyorsunuz. Ya da engelli çocuğunuz ergin yaşa geldi ve onun adına hiçbir resmi işlem yapamaz hale geldiniz. “Onun adına hareket edebilmek için ne yapmam gerekir, vasi nasıl atanır?” diye soruyorsunuz. Bu, milyonlarca ailenin sessizce yaşadığı bir sorundur ve çözümü hukukta nettir: vasi tayini. Vesayet kurumu, kendi işlerini göremeyecek durumdaki bireyin haklarını korumak için, ona yasal bir temsilci (vasi) atanmasını sağlar. Ancak burada çoğu kişinin bilmediği kritik bir gerçek vardır: “Ben annemin vasisi olmak istiyorum” demek yeterli değildir. Vasi tayini, kişinin özgürlüğünü ve hukuki işlem yapma yetkisini etkileyen ciddi bir karardır; bu nedenle mahkeme kararıyla, sıkı şartlar altında ve çoğu zaman resmî bir sağlık kurulu raporuyla gerçekleşir. Bu içerik, yaşlı ve engelli bireyler için vasi tayininin nasıl yapıldığını, hangi mahkemeye başvurulacağını, süreci ve vasinin yetki ve sorumluluklarını güncel mevzuat ile Yargıtay uygulaması çerçevesinde açıklamaktadır.
İçindekiler
ToggleVesayet ve Vasi Nedir?
Vesayet, kendi kişisel ve mali işlerini yönetemeyecek durumda olan bireyin korunması için devletin sağladığı hukuki bir koruma kurumudur. Bu kurum çerçevesinde atanan yasal temsilciye vasi denir. Vasi, vesayet altındaki kişinin (kısıtlının) hem kişiliğini hem de malvarlığını korumakla yükümlüdür.
Vesayet, Türk Medeni Kanunu’nun 396 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buradaki temel mantık şudur: bir kişinin kendi kararlarını verme ve hukuki işlem yapma yeteneği (fiil ehliyeti), yaşlılık, ağır hastalık, akıl hastalığı ya da engellilik gibi nedenlerle ortadan kalkmış ya da ciddi biçimde azalmışsa, o kişinin haklarının korunması için yasal bir temsilciye ihtiyaç doğar.
Önemli bir vurgu: vasi tayini, kişinin haklarının elinden alınması değil, korunması işlemidir. Amaç, korunmaya muhtaç bireyin istismar edilmesini, kandırılmasını ya da mağdur edilmesini önlemektir.
Her Yaşlı ya da Engelli İçin Vasi Gerekir mi?
Hayır — ve bu, en çok yanlış bilinen noktalardan biridir. Vasi tayini, yaşın ilerlemiş ya da bir engelin bulunmasıyla otomatik olarak gerekmez. Belirleyici olan, kişinin hukuki işlem yapma ehliyetini kaybetmiş olup olmadığıdır.
- Yaşlı ama zihinsel olarak sağlıklı, kendi işlerini yürütebilen bir birey için vasi atanmaz.
- Engelli olsa dahi, ayırt etme gücüne sahip ve kendi kararlarını verebilen bir birey için de kural olarak vasi gerekmez.
Asıl belirleyici olan, engellilik oranı ya da yaş değil, bireyin kendi işlerini görüp göremediği ve kendini koruyup koruyamadığıdır. Bu nedenle salt yaşlılık, tek başına bir vesayet sebebi sayılmaz; ancak yaşlılığa bağlı olarak gelişen demans, Alzheimer gibi durumlar kişiyi işlerini göremeyecek hale getirmişse vasi atanabilir.
Vasi Tayinini Gerektiren Haller
Türk Medeni Kanunu, kısıtlamayı (ve buna bağlı vasi atanmasını) gerektiren halleri sınırlı biçimde sayar. Yaşlı ve engelli bireyler açısından öne çıkan iki durum vardır.
1. Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı (TMK m.405)
En sık karşılaşılan sebeptir. TMK m.405: “Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.” Alzheimer, ileri düzey demans, şizofreni, ağır zihinsel engel gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilir.
Kritik şart: Bu sebebe dayalı kısıtlama ve vasi tayini kararı, mutlaka resmî sağlık kurulu raporuyla verilir (TMK m.409/2). Mahkeme, kişinin dış görünüşüne ya da tek bir doktorun görüşüne dayanarak karar veremez; kişiyi tam teşekküllü bir devlet/üniversite hastanesine ya da gerektiğinde Adli Tıp Kurumu’na sevk ederek heyet raporu aldırmak zorundadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadı da bu yöndedir: resmî sağlık kurulu raporu olmadan verilen kısıtlama kararı eksik inceleme sayılır ve bozulur. Aynı sağlık kurulu raporu şartı, bir akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası sürecinde de belirleyici rol oynar.
2. İstek Üzerine Kısıtlama (TMK m.408)
Bu, özellikle yaşlı ve fiziksel engelli bireyler açısından önemli, daha esnek bir yoldur. TMK m.408: “Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilir.”
Buradaki fark önemlidir: kişi, akıl hastası olmasa dahi, yalnızca fiziksel yetersizliği (örneğin yatalak olması, ağır bedensel engeli) nedeniyle işlerini yürütemiyorsa, kendi rızasıyla kısıtlanmayı ve kendisine vasi atanmasını isteyebilir. Bu halde, akıl sağlığına ilişkin zorunlu sağlık kurulu raporu şartı aranmayabilir; kişinin beyanı ve fiziki durumu (örneğin yatalak olduğunu gösteren rapor) yeterli olabilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Vasi tayini davalarında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Sulh Hukuk Mahkemesi, aynı zamanda vesayet makamı sıfatını taşır. Yetkili mahkeme ise, kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Vesayet işlemleri iki kademeli bir denetime tabidir: Sulh Hukuk Mahkemesi vesayet makamı olarak kararları verirken, Asliye Hukuk Mahkemesi denetim makamı olarak vasinin işlemlerini ve hesaplarını denetler. Bu ikili yapı, kısıtlının menfaatlerinin çift katmanlı korunmasını sağlar.
Kim Başvurabilir?
Vesayet davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden, başvuru yapabilecek kişiler geniş tutulmuştur:
- Kişinin kendisi: TMK m.408 uyarınca, yaşlılığı ya da engelliliği nedeniyle işlerini yönetemediğini düşünen kişi bizzat başvurabilir.
- Yakın akrabalar: Eş, çocuklar, anne-baba, kardeşler.
- İlgili üçüncü kişiler ve kamu kurumları: Durumdan haberdar olanlar ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı gibi kurumlar.
Ayrıca TMK, bir yükümlülük de getirir: görevleri sırasında vesayeti gerektiren bir durumu öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır.
Vasi Tayini Süreci Adım Adım
1. Dilekçe ile Başvuru
Süreç, kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesine hitaben yazılan bir dilekçeyle başlar. Dilekçede, vasi atanmasının neden gerekli olduğu duygusal değil, olgusal biçimde açıklanmalıdır: tanı, tarih ve kişinin hangi işlemleri yapamadığı somut olarak belirtilir. Vasi adayı da dilekçede gösterilir.
2. Belgelerin Sunulması
Başvuruya eklenmesi gereken temel belgeler:
- Kısıtlanacak kişinin ve başvuranın nüfus kayıt örneği ile kimlik belgeleri
- Varsa mevcut sağlık kurulu raporu ya da engelli sağlık kurulu raporu
- Yerleşim yeri (ikametgâh) belgesi
- Varsa tapu, banka gibi malvarlığına ilişkin belgeler
- Vasi adayının adli sicil kaydı
3. Sağlık Kurulu Raporunun Alınması
Akıl hastalığı ya da akıl zayıflığı iddiasına dayanan başvurularda bu aşama zorunludur. Mahkeme, kısıtlı adayını resmî bir yazıyla (müzekkere) tam teşekküllü bir hastaneye ya da Adli Tıp Kurumu’na sevk eder; hastanenin sağlık kurulu, kişinin vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğini rapora bağlar. Not: aile hekimi ya da tek bir uzman doktorun raporu bu davalar için yeterli değildir.
4. Sosyal İnceleme ve Duruşma
Mahkeme, gerekli gördüğünde sosyal hizmet uzmanından kişinin yaşam koşullarına dair rapor talep edebilir. Ayrıca hâkim, kısıtlanacak kişiyi ve vasi adayını dinler; gerektiğinde bizzat kısıtlı adayını da dinleyerek durumunu değerlendirir.
5. Geçici Tedbir (Gerekliyse)
Süreç devam ederken kısıtlının menfaatlerinin acilen korunması gerekiyorsa (örneğin malvarlığının tehlikede olması), mahkeme yargılama sonuçlanmadan geçici bir vasi atayarak koruma sağlayabilir.
6. Karar ve İlan
Şartların oluştuğu tespit edilirse mahkeme, kısıtlama kararı vererek uygun kişiyi vasi olarak atar ve yetkilerini belirler. Kısıtlama kararı kesinleşince, hem kısıtlının nüfusa kayıtlı olduğu yerde hem de yerleşim yerinde ilan edilir. Bu ilan, kısıtlamanın üçüncü kişilere karşı geçerliliğini sağlar. Karara karşı, süresi içinde kanun yoluna başvurulabilir.
Vasi Kim Olur? Öncelik Sırası
Mahkeme vasi atarken keyfi davranmaz; kısıtlının yararını gözetir ve kural olarak yakın çevresini önceler:
- Öncelik yakın akrabalarındır: Kısıtlının eşi ve yakın kan hısımları (çocukları, anne-babası, kardeşleri) vasi atanmasında önceliklidir. Vasiliği kabul eden ve engel hali bulunmayan yakınlar tercih edilir.
- Kişinin isteği dikkate alınır: Kısıtlanacak kişinin ya da yakınlarının belirttiği tercih, haklı bir engel yoksa göz önünde bulundurulur.
- Uygun aday yoksa: Haklı sebep (menfaat çatışması, uygun akraba bulunmaması, vasilikten kaçınma gibi) varsa, istekli bir üçüncü kişi ya da uygun görülen bir kamu görevlisi de vasi atanabilir.
Vasi olacak kişide aranan nitelikler: Ergin olmak, ayırt etme gücüne sahip olmak, kısıtlı olmamak, kamu hizmetinden yasaklı ya da haysiyetsiz hayat sürüyor olmamak ve görevi yürütecek yeterlilikte bulunmak (TMK m.418). Ayrıca vasi ile kısıtlının menfaatleri çatışıyorsa, o kişi vasi olamaz.
Vasinin Yetkileri ve Önemli Bir Sınır
Vasi, kısıtlının kişiliğini ve malvarlığını korur; günlük bakımını, tıbbi kararlarını ve mali işlerini yönetir. Ancak vasinin yetkisi sınırsız değildir; bazı önemli işlemler için mahkeme izni şarttır.
TMK m.462 uyarınca, vasinin şu işlemleri yapabilmesi için önceden vesayet makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi) izni gerekir:
- Taşınmazların alımı, satımı, rehni ve üzerlerinde ayni hak kurulması
- Olağan yönetim dışındaki taşınır ve değerlerin alım-satımı
- Ödünç alma ve verme
- Kambiyo taahhüdü altına girme
- Bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmeleri gibi işlemler
Yani vasi, kısıtlının evini kendi başına satamaz ya da önemli malvarlığı işlemlerini tek başına yapamaz; her seferinde mahkeme iznine başvurmak zorundadır. Bu, kısıtlıyı vasinin olası kötüye kullanımına karşı koruyan temel güvencedir.
Pratik Bir Sorun: Banka İşlemleri ve “Para Çekme Yetkisi”
Uygulamada vasilerin en sık karşılaştığı engel, bankalardaki işlemlerdir. Bankalar, vasilik kararında açıkça belirli yetkiler (örneğin “para çekme / hesap işlemleri yapma yetkisi”) yazılı değilse, işlem yapmaktan kaçınabilir. Bu nedenle, vasi tayini talep edilirken dilekçede vasinin hangi somut işlemler için (banka hesabı yönetimi, emekli maaşı tahsili, araç işlemleri gibi) yetkilendirilmesi istendiğinin açıkça belirtilmesi, sonradan yaşanacak tıkanmaları önler. Bu, sürecin en pratik ama en çok gözden kaçan detaylarından biridir; bu nedenle başvuru dilekçesi hazırlanırken hukuki destek alınması, sonradan yaşanacak tıkanmaların önüne geçer.
Vasinin Sorumlulukları ve Denetim
Vasi, görevini keyfi biçimde yürütemez; sıkı bir denetime tabidir:
- Defter tutma: Vasi, göreve başlar başlamaz kısıtlının malvarlığının defterini (envanterini) tutar.
- Hesap verme: Belirli aralıklarla vesayet makamına hesap ve rapor sunar; kısıtlının gelirinden yaptığı harcamaları belgelemekle yükümlüdür.
- İzin alma: Yukarıda sayılan önemli işlemler için mahkeme izni alır.
- Sorumluluk: Vasi, kusuruyla kısıtlıya verdiği zarardan sorumludur.
Vesayet Ne Zaman Sona Erer?
Vesayet, dayanağı olan sebebin ortadan kalkmasıyla sona erebilir. Akıl hastalığı ya da akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılmasına, ancak kısıtlama sebebinin ortadan kalktığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi halinde karar verilebilir. Kişinin kendi isteğiyle (TMK m.408) kısıtlandığı hallerde ise, kısıtlama sebebinin ortadan kalkması durumunda vesayetin kaldırılması talep edilebilir. Vesayetin kaldırılması da yine Sulh Hukuk Mahkemesinin kararıyla gerçekleşir.
Gerçek Hayat Senaryoları
Senaryo 1: Alzheimer Hastası Ebeveyn
Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: ileri düzey Alzheimer hastası bir anne, banka işlemlerini, emekli maaşı tahsilini ve tapu işlemlerini artık yapamaz hale gelmiştir. Çocukları, onun adına hareket edebilmek için yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesine vasi tayini talebiyle başvurur. Mahkeme, anneyi tam teşekküllü bir hastaneye sevk ederek sağlık kurulu raporu aldırır; rapor, akıl zayıflığı nedeniyle vesayet gerektiğini ortaya koyar. Mahkeme, çocuklardan birini vasi olarak atar ve banka işlemleri dahil yetkilerini kararda açıkça belirtir. Böylece annenin hem malvarlığı korunur hem de günlük mali işleri sürdürülebilir hale gelir. Bu senaryo, sağlık kurulu raporunun ve yetkilerin açık yazılmasının önemini gösterir.
Senaryo 2: Ergin Yaşa Gelen Engelli Birey
Bir diğer durum: doğuştan zihinsel engelli bir birey 18 yaşını doldurur. O ana kadar velayet altında olduğundan ebeveynleri onun adına işlem yapabiliyordu; ancak ergin olmasıyla velayet sona erer ve ebeveynler artık onun adına resmi işlem yapamaz hale gelir. Bu durumda, bireyin engelli sağlık kurulu raporuyla birlikte Sulh Hukuk Mahkemesine başvurularak vasi tayini talep edilir. Mahkeme, uygun ebeveyni vasi olarak atar. Bu senaryo, engelli çocukların ergin olmasıyla velayetin yerini vesayetin aldığını ve bu geçişin ihmal edilmemesi gerektiğini ortaya koyar.
Sık Sorulan Sorular
Vasi tayini için nereye başvurulur?
Kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesine bir dilekçeyle başvurulur. Sulh Hukuk Mahkemesi hem görevli mahkeme hem de vesayet makamıdır. Başvuruyu kişinin kendisi, eşi, yakın akrabaları ya da ilgili kamu kurumları yapabilir. Dilekçede vasi adayı gösterilir ve kısıtlamanın neden gerekli olduğu somut biçimde açıklanır.
Yaşlılık tek başına vasi tayini için yeterli mi?
Hayır. Salt yaşlılık bir vesayet sebebi değildir. Ancak yaşlılığa bağlı olarak gelişen demans, Alzheimer gibi hastalıklar nedeniyle kişi kendi işlerini göremeyecek duruma gelmişse vasi atanabilir. Belirleyici olan yaş değil, kişinin hukuki işlem yapma ve kendini koruma ehliyetini kaybedip kaybetmediğidir. Ayrıca yaşlı birey, işlerini yönetemediğini ileri sürerek kendi isteğiyle de kısıtlanmayı isteyebilir (TMK m.408).
Vasi tayini için sağlık raporu zorunlu mu?
Akıl hastalığı ya da akıl zayıflığına dayanan kısıtlamalarda evet, zorunludur; karar ancak tam teşekküllü bir hastane ya da Adli Tıp Kurumu’ndan alınan resmî sağlık kurulu raporuna dayanılarak verilebilir (TMK m.409/2). Tek hekim ya da aile hekimi raporu yeterli değildir. Buna karşılık, yalnızca fiziksel yetersizlik (örneğin yatalak olma) nedeniyle kişinin kendi isteğiyle kısıtlanmasında (TMK m.408), akıl sağlığına ilişkin bu rapor şartı aranmayabilir.
Vasi olarak kim atanır?
Mahkeme, kısıtlının yararını gözeterek öncelikle yakın çevresini tercih eder: eş ve yakın kan hısımları (çocuklar, anne-baba, kardeşler) önceliklidir. Kişinin ya da yakınlarının tercihi de haklı bir engel yoksa dikkate alınır. Uygun aday yoksa istekli bir üçüncü kişi ya da kamu görevlisi atanabilir. Vasi olacak kişinin ergin, ayırt etme gücüne sahip, kısıtlı olmayan ve görevi yürütecek yeterlilikte biri olması gerekir.
Vasi, kısıtlının evini satabilir mi?
Kendi başına satamaz. Taşınmaz alım-satımı, rehni ve benzeri önemli işlemler için vasinin önceden vesayet makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi) iznini alması şarttır (TMK m.462). Bu izin alınmadan yapılan işlemler geçerli olmaz. Bu kural, kısıtlıyı olası kötüye kullanımlara karşı koruyan temel güvencelerden biridir.
Vasi kararıyla bankada işlem yapamıyorum, neden?
Bankalar, vasilik kararında açıkça “para çekme / hesap işlemleri yapma” gibi somut yetkiler yazılı olmadığında işlem yapmaktan kaçınabilir. Bu nedenle vasi tayini talep edilirken, dilekçede vasinin hangi işlemler için (banka, emekli maaşı, araç vb.) yetkilendirilmesi istendiğinin açıkça belirtilmesi önemlidir. Karar bu şekilde alınırsa banka işlemlerinde tıkanma yaşanmaz.
Sevdiklerinizin Haklarını Güvence Altına Alın
Vasi tayini, kendi işlerini yürütemeyecek durumdaki yaşlı ve engelli bireylerin haklarını, malvarlığını ve kişiliğini koruyan hayati bir hukuki kurumdur. Ancak kişinin özgürlüğünü ve hukuki ehliyetini etkilediği için sıkı şartlara bağlanmıştır: yetkili Sulh Hukuk Mahkemesine başvuru, akıl hastalığı/zayıflığı hallerinde zorunlu resmî sağlık kurulu raporu ve önemli işlemlerde mahkeme izni gibi güvenceler, hem kısıtlıyı korur hem de sürecin ciddiyetini ortaya koyar. Doğru vasi adayının belirlenmesi, gerekli yetkilerin (özellikle banka işlemleri gibi pratik konuların) kararda açıkça yer alması ve sürecin usulüne uygun yürütülmesi, ilerideki tıkanmaları ve hak kayıplarını önler. Özellikle engelli çocukların ergin yaşa gelmesiyle velayetin yerini vesayetin alması gibi geçişlerin ihmal edilmemesi büyük önem taşır. Bursa Gürlek Hukuk Bürosu olarak vasi tayini ve vesayet süreçlerinde, başvurunun hazırlanmasından sağlık raporu ve dava sürecine, vasinin yetkilendirilmesinden vesayet işlemlerinin takibine kadar sevdiklerinizin haklarını korumak için yanınızdayız.

Avukat Ataol Ertuğrul Gürlek, Bursa’da boşanma ve aile hukuku alanında hukuki danışmanlık ve dava vekilliği hizmeti sunmaktadır. Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları başta olmak üzere; velayet, nafaka, mal paylaşımı ve maddi–manevi tazminat uyuşmazlıklarında müvekkillerine profesyonel destek sağlamaktadır.
Uygulamada edindiği dosya bazlı tecrübe, güncel mevzuat bilgisi ve Yargıtay kararları ışığında geliştirdiği stratejik yaklaşımıyla her davayı somut olayın özelliklerine göre ele almaktadır. Süreç boyunca şeffaf iletişim, hukuki öngörülebilirlik ve sonuç odaklı çalışma prensibi ile hareket etmektedir.